TÜRKİYE & AZERBAYCAN Dergilerimiz Röportajlar Makaleler Diaspora Sosyal Medya İnfografik Makale Çağrısı Hakkımızda İletişim
Zengezur’un Dünü, Bugünü ve Yarını | Türkiye Azerbaycan Dergisi

Zengezur’un Dünü, Bugünü ve Yarını

Güney Kafkasya bölgesi tarih boyunca stratejik önemini koruyan bir coğrafya olmuştur. Özellikle 18. yüzyılda ekonomik ve siyasi çıkarlarla hareket eden birçok devlet, 19’uncu yüzyıldan itibaren bu coğrafyayla ilgilenmeye ve yakından takip etmeye başlamıştır. Söz konusu coğrafyada yüzyıllar boyunca yaşanan siyasi mücadeleler ve bunun sonucunda Güney Kafkasya, birçok yapısal değişim ve dönüşüme sahne olmuştur. 19. ve 20. yüzyıllarda meydana gelen savaşlar ve göçler siyasi, ekonomik, demografik ve sosyal alanlarda değişimlerin önünü açmıştır. Çarlık Rus yönetiminin ardından Sovyetler Birliği, Çar yönetiminin Güney Kafkasya’ya yönelik politikalarını sürdürmeye devam etmiştir. Büyük güçlerin bölge hakkında politikalarının yarattığı koşullardan kaynaklanan birçok sonuç ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlardan biri de Zengezur’un Ermenistan’a verilmesidir. Radikal milliyetçi Ermeni grupların Zengezur ve çevresindeki faaliyetleri Ermenistan’a verilmesi sürecini hızlandırmıştır.

Zengezur’un Tarihi

Zengezur bölgesi batıda Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile doğuda Azerbaycan arasında Laçın, Kubadlı ve Zengilan ilçeleri arasında yer alan 4.506 km² alanı kapsamaktadır. Ermenistan’ın kuzey sınırları Vayotlar Dzor Eyaletini oluştururken, güneydeki Araz nehri Zengezur’u İran’dan ayırmaktadır. Zengezur’un adı Nahçıvan, Şirvan, Karabağ, Borçalı vs. mahallerin isimleri kadar eskidir. Eski çağlarda Türk boylarının akınları ve yerleşimleri olsa da ağırlıklı olarak 13’üncü yüzyıldan itibaren bölgede Türk nüfus hâkimdir.

Zengezur bölgesine M.Ö. 4. yüzyıldan MS 8. yüzyıla kadar belirli aralıklar ile Azerbaycan ve Dağıstan bölgelerini kapsayan Alban Devleti ile İran coğrafyasında hakim olan Sasani Devleti, 7. yüzyıldan 9. yüzyıla kadar Arap Halifeliği, 9. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar Saciler, Salariler ve Revvadiler, 12.-13. yüzyıl başları Azerbaycan Atabeyler Devleti, 13. yüzyıl - 14. yüzyılda Haluku Devleti, 14. yüzyılın sonlarında ve 15. yüzyılın başlarında Celairiler Devleti ve Büyük Timur İmparatorluğu, 15. ve 16. yüzyıllarda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Devletleri, 16. yüzyılda ise Safevi Hanedanı’nın topraklarına aitti. 17. yüzyılda Osmanlı devletinin toprakları hakimiyetinde bulunan Zengezur bölgesi, Azerbaycan’ın Hanlıklar döneminde Karabağ Hanlığı’nın egemenliği altındaydı.

Çarlık Rusya’sı Döneminde Zengezur

19. yüzyılın ilk yarısında Kafkasya coğrafyası tam anlamıyla bir hâkimiyet kurma mücadelesine sahne olmuştur. Bölgedeki hâkimiyetini kaybetmeye başlayan İran ile bölgeyi ele geçirme planları yapan Çarlık Rusya uzun sürecek bir mücadelenin içine girmişlerdir. Bu dönemlerde Azerbaycan’da siyasi bir birlik olmaması Çarlık Rusya’nın bölgedeki planlarının hayata geçirmesini kolaylaştırmıştır. 19. yüzyılda Çarlık Rusya’nın Kafkasya bölgesine hâkim olma süreci hızlanmıştır. 14 Mayıs 1805 tarihinde imzalanan ‘‘Kürekçay Antlaşması’’ ile Karabağ Hanlığı Rus himayesine girmiştir. Rusya ile İran arasında 2 Ekim 1813 tarihinde imzalanan ‘‘Gülistan Antlaşması’’na göre Zengezur bölgesi Çarlık Rusya hakimiyetine geçmiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti’nin güneyinde ve İran’ın farklı gölgelerinde ikamet eden Ermeniler, Zengezur dahil Güney Kafkasya bölgesine göç etmeye başlanmıştır. Çarlık Rusya ve İran arasında 10 Şubat 1828 tarihinde imzalanan ‘‘Türkmençay Antlaşması’’ ile Azerbaycan toprakları ikiye bölünmüştür. Antlaşmanın 15. maddesinde İran’da yaşayan Ermeniler, Kuzey Azerbaycan’a hâkim olan Çarlık Rusya’sı tarafından Zengezur bölgesine yerleştirilmeye başlanmıştır. Türkmençay Antlaşması uyarınca İran’dan getirilen 8 bin 249 Ermeni ailenin 1 bin 300’ü Karabağ ve Zengezur topraklarına yerleştirilmiştir.

1918 yılında Zengezur nüfusunun çoğunluğu Türklerden oluşmaktaydı. Bölge halkına karşı işlenen katliamlar radikal milliyetçi Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirildi. 1917-1918 tarihlerinde devam eden Ermeni saldırıları sonucunda bölgedeki Türk nüfus giderek azalmaya başladı. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminde, 1918-1920 yılları arasında Zengezur bölgesi Azerbaycan sınırları içerisinde yer almaktaydı. O tarihlerde Zengezur bölgesi Gence vilayetine bağlıydı. Sovyet Rusya’ya bağlı Kızıl Ordu’nun Azerbaycan’ı işgalinden sonra Zengezur topraklarının büyük bir kısmı 1921 tarihinde Azerbaycan’dan alınarak Ermenistan’a verildi.

1919 tarihinde Zengezur bölgesinde yer alan yerleşim yerinden 116’sı Azerbaycan’da bulunuyordu. 1920 yılında Zengezur’da yaşayan toplam nüfusunun yüzde 70’ini Azerbaycan Türkleri oluşturmaktaydı. 28 Nisan 1920’de Kızıl Ordu Azerbaycan’ı ilhak etmiş ve burada Sovyet rejimi kurulmuştur. Sovyet döneminde bölgenin demografik yapısı 1931-1986 tarihleri arasında Ermeniler lehine değişmiştir. Bu dönemde Ermeniler Rusların desteğiyle Azerbaycan Türklerinin önemli bir kısmını ana vatanlarından zorunlu göçe tabi tutmuşlardır. Bölgedeki Azerbaycan Türklerine ait tüm yer adlarının değiştirilmiş ve Ermeni isimleri verilmeye başlanmıştır. Dönemin kaynaklarında yer alan bilgilere göre 1924 -1959 tarihleri arasında 18 il, 495 köy ve yerleşim yerinin adı değiştirilmiştir. 1930 tarihinde Zengezur’un batı kısımlarının Ermenistan’a verilmesiyle Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki kara bağlantısı koparılmıştır. Bu bölge ile İran’a çıkış kapısı elde eden Ermenistan, Azerbaycan üzerinde önemli bir koz elde etmiştir. Bir kara ülkesinin topraklarının iki parça halinde ve birbirleriyle sınırları olmayacak şekilde ayrılmasının herhalde dünyada başka bir örneği bulunmamaktadır.

Sovyetler Birliği döneminde, özellikle 1980’li tarihlerde Rusların desteğini sonuna kadar arkasına alan Ermenistan, Zengezur bölgesinin Türkiye ile Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri arasında bağlantıyı sağlayacağı düşüncesiyle, Zengezur’un tamamının kendi kontrolleri altında olması için özel çaba göstermişlerdir. 1988-1991 tarihleri arasında Ermeni silahlı grupları, özellikle Karabağ’daki Azerbaycan Türklerine ait yerleşim yerlerine yönelik saldırılarını arttırmıştır. Bu saldırılar sonucunda binlerce insan Karabağ bölgesinden göç etmek zorunda kalmıştır. Bu olaylar karşısında tüm Azerbaycan halkı sokaklara çıkmış ve tepki göstermiştir. Azerbaycan halkının genel tepkisi Sovyet yönetimini rahatsız ettiği için 20 Ocak 1990 tarihinde Bakü başta olmak üzere diğer bazı Azerbaycan yerleşim yerlerine girerek çıkan olaylarda da 130’dan fazla sivil hayatını kaybetmiştir. 

Bu dönemde Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci başlamıştır. Azerbaycan 18 Ekim 1991, Ermenistan ise 23 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmiştir. Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra Karabağ bölgesine yönelik saldırılarını arttırmış ve 2 Eylül 1991 tarihinde Azerbaycan’ın resmî parçası olan Karabağ bölgesinde Ermenistan’a bağlı De facto modelinde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin kurulduğunu duyurmuştur. Hemen ardından Rusya Federasyonu ile Ermenistan arasında ‘‘Dostluk, İş birliği ve Güvenlik’’ antlaşması imzalanmış ve aynı yılın sonunda Ermenistan parlamentosu, Karabağ’ı Azerbaycan’ın bir parçası olarak gösteren hiçbir uluslararası anlaşmayı tanımadığını duyurmuştur.

Ermeniler gelişen olaylar neticesinde 26 Şubat 1992 tarihinde Rusların da desteğini alarak Karabağ toprakları içerisinde yer alan Hocalı’da Azerbaycan Türklerine karşı bir saldırı başlatmış ve 600’ün üzerinde sivili öldürerek büyük bir katliam gerçekleştirmişlerdir. 1988 tarihinden 1994 tarihine kadar Ermeniler, Karabağ bölgesinde aşamalı olarak ilerleyerek neredeyse Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20’sini işgal altına almışlardır. Azerbaycan ve Ermenistan arasında 7 Mayıs 1994 tarihinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te bir görüşme yapılmış ve iki devlet arasında bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşamaya göre 12 Mayıs 1994 tarihinden itibaren ateşkes ilan edilmiştir. Bu antlaşma Ermenilerin saldırılarını kısmen azaltsa da saldırgan politikalarından asla vazgeçmemiştir.

Zengezur ve Karabağ meselesi yıllardır çözülmemiş bir sorun olarak kalmıştır. İlham Aliyev’in 2003 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesiyle babası Haydar Aliyev’in Karabağ’a yönelik politikalarını devam ettirmiştir. Katıldığı bütün organizasyonlarda Karabağ ve Zengezur bölgelerinin Azerbaycan’ın ana vatanı olduğunu ve bu yerlerin işgalden kurtarılıp Azerbaycan’a teslim edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

II. Karabağ Savaşı Sonrası Zengezur’un Önemi

27 Eylül 2020-10 Kasım 2020 tarihleri arasında Azerbaycan ve Ermenistan arasında meydana gelen II. Karabağ Savaşı Azerbaycan’ın mutlak zaferi ile sonuçlanmış ve yıllardır Ermeni işgali altında olan toprakların kurtarılmasıyla Güney Kafkasya’da yeni bir dönem başlamıştır. II. Karabağ Savaşı sonrasında imzalanan iki önemli belge Zengezur bölgesini doğrudan ilgilendirmektedir. Bu belgelerden ilki II. Karabağ Savaşı sonrasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Federasyon’u Başkanı Vladimir Putin ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan tarafından imzalanan üçlü ateşkes antlaşmasıdır. Antlaşma dokuz maddeden oluşmakta ve 9. madde de şu ifade geçmektedir: ‘‘Bölgedeki tüm ekonomi ve ulaşım bağlantıları açılacaktır. Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşların, araçların ve yüklerin her iki yönde engelsiz hareketini organize etmek için Azerbaycan Cumhuriyeti'nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşım bağlantılarının güvenliğini garanti etmektedir. Ulaşım kontrolü, Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisi Sınır Muhafıza Servisi organları tarafından gerçekleştirilecektir. Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni Azerbaycan'ın bölgelerine bağlayan yeni ulaşım bağlantılarının inşası gerçekleştirilecektir.’’ Antlaşmanın bu maddesine göre Zengezur bölgesinin çoğunluğunu oluşturan batı kısımlarının Ermenistan sınırları içerisine dahil edilmesi ile Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Bölgesi ile kaybettiği kara bağlantısının yeniden sağlanmasına vurgu yapmaktadır. Nahçıvan’ın bağlı bulunduğu Azerbaycan ile kara bağlantısının olmayışı uzun yıllar çeşitli zorluklara neden olmuştur.

10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan halkına seslenen, “Zengezur Koridoru” ifadesini de ilk kez kendisi kullanan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev 9. maddeyi şöyle yorumlamıştır: “Bir diğer önemli hususu özellikle belirtmek isterim. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Azerbaycan'ın ana kısmı ile bağlantısı bu belgede tesis edilmiştir. Burada hem mevcut tüm iletişim kanallarının ve yolların açılması hem de yeni bir ulaşım ve iletişim altyapısının oluşturulabileceği ve oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu maddenin benim ısrarımla bu belgeye dahil edildiğini söyleyebilirim. Çünkü bu maddenin Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ ihtilafı ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Ama ısrarımın kabul edilmesine sevindim. Böylece, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Azerbaycan'ın ana kısmına kara yoluyla bağlanması için tarihi bir adım atılmış oldu.” Bu antlaşmanın bir diğer önemli tarafı ise 9. madde sadece Azerbaycan’ın batı bölgeleri ile Nahçıvan bölgesi arasında değil aynı zamanda Azerbaycan ile Nahçıvan’ın Türkiye ile kara bağlantısını da sağlaması olacaktır. II.  Karabağ Savaşının Azerbaycan lehine bitirmesi için Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği net siyasi iradeyle en üst düzeyde desteği sağlayan Türkiye her zaman Azerbaycan’ın yanında olmuştur. Türkiye ile Azerbaycan arasında 15 Temmuz 2021 tarihinde imzalanan ‘Şuşa Beyannamesi’ ile iki ülke arasında iş birliği müttefiklik düzeyine çıkarak yeni bir dönüm noktası olmuştur.

Şuşa Beyannamesinde yer alan: “Taraflar, iki ülke topraklarından geçen Doğu-Batı/Orta uluslararası ulaştırma koridorunun rekabet kabiliyetinin artırılması amacıyla karşılıklı iş birliğini pekiştireceklerdir. Türkiye ve Azerbaycan akıllı ulaşım sistemleri teknolojilerinden istifade ederek, uluslararası ulaştırma koridorlarının Türkiye-Azerbaycan bölümlerinde transit ulaştırma potansiyelini daha da geliştireceklerdir. Taraflar, Türkiye ve Azerbaycan’ı birleştiren Azerbaycan Cumhuriyeti Batı rayonları ile Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki koridorun (Zengezur Koridoru) açılmasının ve söz konusu koridorun devamı olarak Nahçıvan-Kars demiryolunun inşaatının iki ülke arasındaki ulaştırma-iletişim ilişkilerinin yoğunlaştırılmasına önemli katkı sağlayacağını belirtirler.” ifadeleri 10 Kasım 2020 tarihinde imzalanan üçlü ateşkeste yer almayan Türkiye’nin Azerbaycan ve Nahçıvan arasında açılacak olan ‘Zengezur Koridoru’ süreçlerine dahil olacağı anlamına gelmektedir.

Zengezur Koridoru ve Bölgesel İş Birlikleri

Azerbaycan’ın 19 Eylül 2023 tarihinde başlatmış olduğu anti-terör operasyonları ile Karabağ bölgesinde tam hakimiyet sağlamıştır. Bu tarihten sonra  Nahçıvan’da İlham Aliyev ile bir araya gelen Recep Tayyip Erdoğan, “Azerbaycan’ın kendi egemen topraklarında bir antiterör operasyonu gerçekleştirmek durumunda kaldığını” ifade ederek Azerbaycan’ın zaferini kutlamış ve “Ermenistan’ın normalleşme süreci için yeni fırsatları değerlendirmesi gerektiğini” vurgulamış ve Azerbaycan ile gerçekleştirilen Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru, Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Hattı Projesi gibi enerji ortaklığı projeleri ile ilgili görüşmeler yapılmıştır.

Dünya ticaretinin önemli bir hattı olan Güney’de Aden körfezinde Husi güçleri ile Amerika ve İngiltere’nin karşı karşıya olması sebebiyle güvenlik sıkıntısı yaşanmaktadır. Bir diğer önemli hat olan Kuzey’de ise 24 Şubat 2022 tarihinde bu yana devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam etmektedir. Bu güvenlik sorunlarının sonucu olarak öne çıkan alternatif hatlar, Türkiye ve Azerbaycan’ın da içinde olduğu Zengezur Koridoru ve Orta Koridor projeleridir.  Bu projeler sadece Azerbaycan’ın değil dünyanın da gündeminde yer almaktadır. Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki 45 kilometrelik hat olan Zengezur Koridoru’nun açılması, Süveyş Kanalı’nın ücretleri konusundaki pahalılık ve tekelleşme durumuna alternatif bir ulaşım yolu sağlayacaktır. Bu, nakliye maliyetlerini azaltacak ve Avrupa ve Asya arasındaki trafiği hızlandıracaktır. Ayrıca Süveyş Kanalı’ndaki transit süreçlerine ve güvenlik sorunlarına da alternatif çözüm sağlayacaktır. Koridorun açılmasıyla birlikte, Bakü-Dilucu Sınır Kapısı arasında İran üzerinden geçen mevcut rota, yüzde 25 oranında daha kısaltılacak ve daha verimli hale gelecektir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki karayolu mesafesi 400 kilometreye kadar azalacaktır​.

 Zengezur Koridoru’nun açılması, yalnızca Azerbaycan’ın batı bölgesi ve Nahçıvan’ın değil, aynı zamanda Türkiye ile Türk dünyasının entegrasyonunun güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır. Küresel jeopolitiği etkileyecek bu koridorun açılmasıyla, bölge ülkeleri ile Azerbaycan-Türkiye arasında güçlü bir ekonomik bağlantı oluşması ve Avrupa-Asya arasındaki ulaşımın kolaylaşması beklenmektedir. Bu sayede ticaret, turizm ve diğer ekonomik faaliyetlerde artış yaşanması öngörülmektedir. Koridorun açılması aynı zamanda bölge ülkelerinin uluslararası ticarette daha cazip hale gelmelerine katkı sağlayacak ve bölge ekonomilerinin büyümesine yardımcı olacaktır. Türkiye’den Çin’e uzanan Hazar Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru, Avrupa ile Çin arasındaki ticarette, ulaşımın daha hızlı ve kolay olmasını, jeopolitik açıdan Doğu ile Batı arasında denge kurulmasını sağlayacaktır. Ermenistan ile süreç devam ederken koridorun İran’dan da geçmesi gündeme gelmişti. Bununla birlikte İran yönetiminin çeşitli kademelerinden “bölgede jeopolitik her türlü değişiklik güvenliği tehdit eder” yönünde açıklamalar yapılmıştı. Türkiye ise İran’a koridor açılması için ‘‘kazan-kazan’’ bakış açısı ile alternatifler önermiştir. Zengezur Koridoru hayata geçtiğinde Türkiye ile Azerbaycan arasında kara ve demiryolu ulaşımının yanı sıra Türkiye-Rusya arasında Azerbaycan üzerinden kesintisiz hat açılacaktır. Bunun yanısıra koridor Gürcistan için de büyük önem taşımaktadır. Zengezur Çin’in ‘‘Kuşak Yol Projesi’’nin Orta Koridoru’nda yer almakta, hat toplamda 4.256 kilometrelik demiryolunu kapsamaktadırÇin mallarının Orta Koridor üzerinden Batı’ya taşınması zaman açısından büyük önem ve avantajlar sağlamaktadır.

Sonuç

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Zengezur Koridoru’nun en geç 2028 tarihinde aktif hale geleceğini belirtti. Koridorun açılışı, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kara ulaşımını yeniden sağlayarak, iki ülke arasında ticaret, ekonomik, askeri, enerji, ulaştırma gibi pek çok büyük fırsatlar yaratacaktır. Koridorun açılmasıyla birlikte Türkiye’ye doğrudan sağlanacak ulaşım sayesinde yakıttan ve zamandan tasarruf edilebilecek. Türkiye’den ayrılan bir kişi hiçbir engelle karşılaşmadan Orta Asya’da yer alan diğer Türk devletlerine gidebilecek. Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla fiilen ticari, sanatsal, eğitimsel, ekonomik, teknik ve çevre gibi alanlarda karşılıklı akışın başlayacak ve yeni bir dönem başlayacaktır. Bunun için ‘Zengezur Koridoru Projesi’ ile Güney Kafkasya’da siyasi yeniliklerin önündeki engeller kaldırılmalı ve güvenlik sağlanmalıdır. Ülkenin lojistik altyapısı geliştirilmeli ve yeni projeler hazırlanmalıdır. Lojistik hizmetlerinin dünya çapında merkezileşebilmesi için doğru planlama, süreç analizi, kurumsal kaynak planlaması, risk analizi ve öncelik sıralamasının doğru yapılması ve uygulanması gerekmektedir. Bu sayede lojistik operasyonları etkin bir şekilde yönetilebilir, kaynaklar verimli kullanılarak riskler en aza indirilebilir ve hizmet kalitesi arttırılabilir. Gelecek çalışmalarda Zengezur Koridoru’nun çevre ülkelerin uluslararası lojistik ve ticaret faaliyetlerine etkileri jeopolitik ve ekonomik bağlamda değerlendirilerek uluslararası ticaret teorisine ve uygulayıcılarına çeşitli katkılar sağlanabilir.