AZERBAYCAN İkili İlişkiler Röportajlar Makaleler Diaspora Ekonomi Askeri / Savunma Sanayi Kültür / Sanat Spor Diğer İletişim Hakkımızda
“Hedefimiz Türkiye ve Azerbaycan Bayraklarını Sonsuza Dek Beraber Dalgalandırmaktır” | Türkiye Azerbaycan Dergisi

“Hedefimiz Türkiye ve Azerbaycan Bayraklarını Sonsuza Dek Beraber Dalgalandırmaktır”

Türkiye Azerbaycan Dergisi, AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım ile Türkiye - Azerbaycan ilişkilerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal boyutlarını konuştu.

Şamil Ayrım: “Hedefimiz Türkiye ve Azerbaycan Bayraklarını Sonsuza Dek Beraber Dalgalandırmaktır”

 

Türkiye Azerbaycan Dergisi, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili ve Türkiye Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım ile iki kardeş devlet arasındaki üst seviyedeki ilişkilerden Karabağ’a, Azerbaycan’ın son yıllarda gösterdiği büyük gelişimden kültüre uzanan birçok konuyu konuştu.

 

İşte, Ayrım ile Türkiye Azerbaycan Dergisi’nin röportajı…

 

Sayın vekilim, öncelikle sizlere Türkiye – Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı seçilmeniz dolayısıyla tebriklerimizi sunmak isteriz ve başarılar dileriz. Milletvekili seçildiğiniz günden bu yana Azerbaycan’a birçok resmi ziyarette bulundunuz. Azerbaycan izlenimlerinizi sizden öğrenebilir miyiz?

 

Şamil Ayrım: Çok teşekkür ediyorum. Bizler de sizlerin çalışmalarını da yakında takip ediyor ve gururlanıyoruz. Türkiye – Azerbaycan ilişkilerinden söz edecek olursak, ilk olarak şunu belirtmek gerekir; bizim Azerbaycan sevdamız hiç bitmedi, bitmeyecek de… 1994 yılında beri Azerbaycan’a defalarca gittik. Bir dönem eşim ve çocuklarımla gittim, sonraki dönemde milletvekili ve aynı zamanda Türkiye – Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı olarak ziyaretlerim oldu. Milletvekilliği döneminden sonra 16 yıl boyunca sivil toplum kuruluşlarının örneğin; Marmara Grubu Vakfı’nın temsilcisi olarak Azerbaycan’daki seçimlerde gözlemci olarak bulundum. Bütün bu temaslarda Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son derece sağlam bir zeminde devam etmesi için çaba gösterdim. Geldiğimiz son süreçte iki kez Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve bir kez de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanımız Sayın Binali Yıldırım ile Azerbaycan ziyaretimiz oldu. Bilindiği üzere, artık cumhurbaşkanları ve meclis başkanlarının seçildiklerinde yurtdışında ilk ziyaretlerini Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yapması gelenek haline geldi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız ilk ziyarette şunu yakından görme fırsatını yakaladık; iki lider arasında gerçekten çok müthiş bir dostluk olmuş durumda. Samimiyetle söyleyebilirim ki, bu dostluk ve kardeşliğin iki ülke halkına da yansıması dört dörtlüktür. Biz hep şunu ifade diyoruz; “bir millet iki devletiz”. Azerbaycan’a yaptığım son seyahatlerde bağların daha da sıklaşmış olduğuna şahitlik ettim.

 

“Azerbaycan, Kafkasların Parlayan Yıldızı Olma Yönünde Kararlı Adımlarla İlerliyor.”

 

Biliyorsunuz ki, ben Türkiye – Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı olarak seçildim. Ben her zaman şunu söylerim; “Türkiye’de 80 milyonluk bir Azerbaycan diasporası var.” Sebebine gelince, 12 Eylül’den önce mücadelelere baktığımızda o zaman hepimiz Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele eden bir yapıdaydık. Azerbaycan’da bağımsızlık hareketleri başladığı zaman, insanlar sokağa döküldüğünde bütün Türkiye ayaktaydı. Bizler de o zaman bir genç olarak bu hareketin içerisindeydik. Allah’a şükür, Azerbaycan bugün bağımsız bir devlet ve almış olduğu tedbirlerle, süratli gelişimiyle dünyadaki itibarlı devletler arasına gelmiş durumdadır. NATO ile, Avrupa Birliği ile, Birleşmiş Milletler ile diyalogları son derece güzel şekilde devam ediyor. Komşularıyla ilişkileri Ermenistan hariç gayet iyi gidiyor. Azerbaycan hem bölgesinde takip ettiği politikalar hem de diyalogları sayesinde Kafkasların parlayan yıldızı olma yönünde kararlı adımlarla ilerliyor.

 

İki ülke arasındaki ilişkiler her noktada çok iyi bir aşamaya gelmiş bulunuyor ama yine de bizim Türkiye – Azerbaycan ilişkilerinde yapacak daha çok şeyimiz olduğunu görüyorum. Mesela biz Iğdır, Kars ve Ardahan bölgesindeki hemşehrilerimiz için istenilen iş potansiyelini ve trafiğini yaratamadıklarını görüyoruz. Üniversitelerimizde okuyan birçok gencimizin zaman zaman sorunları da oluyor ama neticede bugün Azerbaycan’dan gelip Türkiye’de tahsil alan on binden fazla öğrencimiz var. Aynı şekilde Türkiye’den de Nahçıvan ve Azerbaycan’ın çeşitli şehirlerine giden Türk gençleri de orada eğitim görüyorlar. İki ülke arasında evlilikler oluyor ve akrabalıklar kuruluyor. Bunun yanında Azerbaycan – Türkiye ilişkileri gerek ticari gerek sosyal alanda, her alanda gelişerek devam ediyor.

 

Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini son derece güzel bir biçimde özetleyen “bir millet iki devlet” tabiri hakkında düşünceleriniz nelerdir? Azerbaycan’da yaşanan gelişim sürecini bizlere nasıl özetlersiniz?

 

“Ermenistan Karabağ’daki İşgalini Bitirmedikçe Sınırlarımızı Açmamız Düşünülemez”

 

Şamil Ayrım: Biz aynı milletin iki devletiyiz. Azerbaycan’da yaşayan kardeşlerimiz ile Türkiye’de yaşayan kardeşlerimiz arasında hiçbir problem bulunmamaktadır. İki ülkenin de iyi yönetilmesi lazım ve ilişkilerin sağlıklı şekilde devam etmesi gerekmektedir. Hatırlarsanız Ermenistan ile sınırların açılması ile ilgili süreci hatırlarsanız birtakım olumsuzluklar olmuştu ve en sonunda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Azerbaycan Parlamentosu’na giderek “Ermenistan Azerbaycan topraklarından çekilmedikçe, bizim sınırlarımızı açmamız gibi bir şey düşünülemez. Bunu bütün dünya duysun, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de rahat olsun” şeklinde çok önemli bir konuşma yapmıştı. Bu, altı çizilmesi gereken son derece önemli bir mesajdır. Biz o sınırları kapatırken gerekçemiz Azerbaycan topraklarının beşte birinin işgal edilmesiydi, Karabağ’daki Ermenistan’ın hukuksuz işgali sonucunda 1 milyon insanın kaçkın durumuna düşmesiydi. Bu şartlar ortadan kalkmadan sınırın açılmasının mümkün olmadığını da Sayın Cumhurbaşkanımız net bir ifadeyle söylemişti.

 

İki ülke tarihi olarak da kurtuluş mücadelelerinde birbirine önemli destek bulunmuş iki kardeş devlettir. Azerbaycan’dan gelen askerler, Çanakkale Cephesi’nde savaşmış, Türkiye’nin bağımsızlığına giden yolda can vermiş, şehit olmuşlardır. Yine benzer şekilde bu sene Bakü’de mükemmel bir törenle 100. yılını idrak ettiğimiz Nuri Paşa komutasında Anadolu’dan giden Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü düşman işgalinden kurtarması iki tarafı birbirine daha da yakınlaştırmış, ortak tarih bilimizin oluşmasına büyük katkıda bulunmuştur. Türkiye, diplomatik alanda her zaman Azerbaycan’ın yanında olmasının yanı sıra Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk devlettir. Tarihi, kültürel, sosyal alanlardaki yakınlık sonraki dönemlerde askeri alana da yansımış, Türkiye ve Azerbaycan ordularının düzenlediği ortak tatbikatlar başlamıştır. Bütün bunlara bir de Bakü - Tiflis – Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü – Tiflis – Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu ve TANAP da eklenince Türkiye – Azerbaycan ilişkileri iyice pekişmiştir. 2010 senesinde iki devlet arasında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi, ikili ilişkileri daha da ileri bir aşamaya taşıdı.

 

Bölgesel enerji ve ulaştırma projeleri iki ülke ilişkilerinin somut alana yansımaları olarak da değerlendiriliyor. Türkiye – Azerbaycan ilişkilerinde bu stratejik projeler nerede durmaktadır?

 

Şamil Ayrım: Yıllar evvel bir diaspora toplantısında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev “Ermenistan, yalnız bir devlet olarak kaldı” diye bir cümle kullanmıştı. Sebebi şudur; Ermenistan Bakü – Tiflis – Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü – Tiflis – Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, TANAP ve Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu’nun dışında kaldı. Eğer Ermenistan işgal ettiği topraklardan çekilmiş olsaydı belki bu büyük projeler içinde olacaktı ve halkı bu derece fakir ve moralsiz olmayacaktı. Bu projeler, Türkiye – Azerbaycan ilişkileri açısından son derece önemlidir. Artık dünyaca kabul gören projelerle Azerbaycan petrolünün ve doğal gazının dünya piyasalarına açılması kayda değer gelişmelerdir. Biliyorsunuz, son olarak TANAP ile Azerbaycan gazı Avrupa’ya kadar gidecek. Bunlar çok önemli ve uluslararası kamuoyunun da büyük bir bölümünün desteğini alan projelerdir. TANAP’ta BP’nin ve başka kuruluşların ortaklık payı var, Türkiye’nin payı da burada yüzde 30 civarındadır. Dolayısıyla, projeler dünyaya mal olmuştur. Aynı zamanda bu projeler bölgeye huzuru, refahı getiren projelerdir. Bu projelere gerçekten sahip çıkmak lazım. Hem ekonomik hem de siyasi açıdan önemleri büyüktür. Ekonomik açıdan bakıldığında kayda değer bir istihdam sağladığını ve birçok insanın buralardan hayatını kazandığını görüyorsunuz. Belirttiğimiz Siyasi bağlamda da Türkiye – Azerbaycan ilişkilerini son derece güçlü bir hale getirdiği bellidir. Rahmetli Haydar Aliyev’in bu projeler yapılırken ifade ettiği “İki ülkeyi öyle birbirine bağladık ki, artık hiç kimse ayıramaz” sözleri günümüzde daha da iyi anlaşılmaktadır. İlişkilerimizin gelişerek devam etmesi, yeni projeler ve aktivitelerin ortaya çıkması lazım.

 

“Türkiye Mezunları Azerbaycan’da Başarılı İşler Yapıyor”

 

Ben 1995 yılında milletvekili olduğumda dış komisyonlarda ve NATO’da görevliydim. Yurtdışına gittiğim zaman, Azerbaycan ilk bağımsızlığını elde ettiği dönemde Azerbaycan büyükelçiliklerinde gençler yoktu, hatta bazı büyükelçilikler Türk büyükelçiliklerinden destek alıyorlardı. Bugün yurtdışına gittiğinizde, her Azerbaycan büyükelçiliğinde iki üç dil bilen prezentabl gençler görüyorsunuz, bu çok önemlidir. Azerbaycan bu süre içerisinde bir taraftan ekonomisini güçlendirirken diğer taraftan da gençlerine vermiş olduğu değerle bu açığı kapattı. Azerbaycan’ın yeni bağımsızlığını elde ettiği yıllarda, Büyük Öğrenci Projesi ile Türkiye, Türk devletlerinden gelen öğrenciler için burs programını başlatmıştı. 10 bine yakın öğrencinin Türkiye’ye geldiği bu proje kapsamında Azerbaycan’dan gelen öğrencilere yaklaşık 5100 kontenjan ayrılmıştı. Bugün Türkiye’deki üniversitelerden mezun olan öğrencilerin çoğu Azerbaycan’da iş sahibiler ve çok başarılı mühendisler, doktorlar var. Ben o gençlerimize şunu söylüyordum; “Siz bu coğrafyada köprü vazifesini göreceksiniz”. Türkiye ile Azerbaycan’ın Rusya ve Kazakistan, Kırgızistan gibi Orta Asya’daki diğer ülkelerle bağlantı sağlaması bakımından önemleri büyüktü çünkü çok iyi Rusça biliyorlardı. Artık şimdi gelinen noktada, Azerbaycan Hükümeti ciddi miktarda dünyanın en iyi üniversitelerine burslu öğrenci gönderiyor. Bu da çok önemlidir.

 

Özetle, Azerbaycan gelişiyor. Türkiye olarak bizim desteklerimiz de her zaman olduğu gibi en üst seviyede devam ediyor. Bugün Türkiye, sadece enerji konusunda değil savunma sanayi konusunda Azerbaycan ile ciddi bir işbirliğine girmiş durumdadır. Türkiye’de üretilen birtakım tankların, insansız hava araçlarının ortak üretimi ve bu alanda birçok projenin geliştirilmesi konusunda adımlar var.

 

“Azerbaycan’da Petrol Dışı Sektörlerde de Büyük Yatırımlar Yapılıyor”

 

Birkaç sene önce dünyada petrol fiyatlarının gerilemesinden sonra, Azerbaycan petrol dışı sektörlere büyük yatırımlar yaptı. Özellikle tarım sektöründe önemli gelişimler yaşandı. Azerbaycan seracılık sektöründe çok geride olmasına rağmen şu anda çok ileri bir noktaya gelmiş bulunmaktadır. Azerbaycan’da yetiştirilen domates, biber gibi tarım ürünleri Rus pazarına süratle gidiyor. Azerbaycan terk etmiş olduğu pamuk üretimine yine bu dönemde başladı ve şimdi ülkede uçsuz bucaksız bir pamuk ekimi var. Kardeş ülkemiz Azerbaycan, petrolün sonsuz olmadığını fark ederek ve bir gün biteceğini bilerek hummalı bir çalışmaya girişti. Bu alandaki politikalar, tarıma, hayvancılığa ağırlık vererek devam ettiriliyor.

 

“Azerbaycan Diplomasi Akademisi Son Derece Modern Bir Üniversite”

 

Bilim, iletişim ve inovasyon sahasında da Azerbaycan dev adımlar atıyor. Birkaç sene evvel, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcılığını da yürüten Hafız Paşayev’in rektörü olduğu Azerbaycan Diplomasi Akademisi’ne (ADA) gittiğim zaman birçok genç kardeşimizi gördüğümde, nereden geldiklerini sormuştum. Yetkililer, bu Azerbaycanlı kardeşlerimizin yurtdışında profesör, doçent olduktan sonra Azerbaycan’daki bu üniversiteye geri getirildiğini söylemişlerdi. ADA, son derece modern ve dünyadaki en üst standartlarda eğitim veren bir üniversite olma özelliğini taşıyor. Azerbaycan bir taraftan yurtdışına öğrenci gönderirken içeride de kendi üniversite kalitesini yükseltmek için bir çaba içerisinde. Her sahada Azerbaycan’ı artık yüksek noktalarda görmek mümkün. Ülke içerisinde ayrıca şehirlerin gelişmişlik seviyelerini artırmak için büyük çabalar var. Bunlar kolay işler değil, zaman alacak işlerdir. Azerbaycan’ı hiçbir zaman Türkiye ya da başka herhangi bir ülke ile mukayese etmemek gerekir. Azerbaycan, 70 sene komünizm pençesinde varlığını korumayı başarmış; hürriyeti olmayan bir toplum inancını, dinini, kendi kültür varlıklarını, örfünü, adetini, tarihi bağlarını muhafaza ederek bugüne kadar gelmiş ve bunları da çok güzel şekilde sergilemektedir.

 

“Azerbaycan Sağlam Adımlarla İlerliyor”

 

Bunların yanında Azerbaycan turizm alanında da son iki üç senedir ciddi bir mesafe kat etmeye başladı. Turizm yatırımlarının, otel imkanlarının sadece başkent Bakü’de değil, bütün önemli merkezlerde arttığını görüyoruz. Bu da bir başka önemli gelişmedir. Bildiğiniz gibi, Hazar’ın statüsünün belirlenmesi konusunda bir anlaşma imzalandı ve Azerbaycan buna riayet ediyor. Azerbaycan sağlam adımlarla ilerliyor. Özellikle yönetim kademesinde özellikle bakanlar seviyesinde bir gençleştirme hareketini görüyoruz. Bu durum gayet doğaldır. Bakanlar, bakan yardımcıları ve bürokratik kadrolarda eski sistemden gelen zihniyet yerini yeni jenerasyona bırakmak durumundadır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in liderliğinin yanı sıra Azerbaycan’ın First Lady’si ve Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Sayın Mihriban Aliyeva’nın da özellikle eğitim, sağlık konusunda faydalı çalışmalarını da görüyoruz. Ne zaman Azerbaycan televizyonunu açsak muhakkak Sayın Aliyeva’nın eğitimle ilgili bir faaliyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Eğitime önem vermek bir ülkenin geleceğidir. Bunu önemsiyoruz. Sadece ilkokuldaki değil ana okulu seviyesinde de gelişimi görüyoruz. Azerbaycan sadece üniversitelere değil aynı zamanda engellilere, yoksullara da sahip çıkan bir yapı içerisinde ve sosyal devlet anlayışı uygulama çabasındadır.

 

“Ermenistan’ın Sözde Soykırım ve Karabağ Konusundaki Çabaları Nafile”

 

Azerbaycan bütün bunları yaparken, Türkiye ile ilişkilerini devam ettiriyor ve Türkiye’den destek alıyor öbür taraftan da dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle irtibat halinde. Azerbaycan en yüksek teknolojiyi ülkeye getirme çabasında, bu da son derece önemlidir. Düşük bir teknolojiyi alıp ileride tökezleyeceğine en son teknoloji ile yoluna devam ediyor. Yakın bir zamanda, Azerbaycan’ın AzerSpace 2 isimli uydusu da uzaya gönderildi. Bölgede söz sahibi olan bir Azerbaycan’ı görüyoruz. Gayet uyumlu ve diyalog halinde bir ülke profili çiziyor. Ermenistan’ın bütün provokasyonlarına rağmen hiçbir tahrikine kapılmayan bir Azerbaycan’ı görüyoruz. Özellikle Ermenistan’a baktığımız zaman sözde Ermeni soykırımı ve Karabağ hadisesini bütün uluslararası kurumlarda savunup bu konularda haklı olduklarını ifade etmeye çalışıyorlar ama bunlar nafile.

 

“Azerbaycan’ın Diaspora Faaliyetlerinin Organize Bir Yapıda Olduğunun Farkındayız”

 

Azerbaycan’da memnuniyetle izlediğimiz bir diğer konu diaspora çalışmalarıdır. Artık Azerbaycan’ın diaspora faaliyetlerinde geçmişten farklı olarak birçok yayın görüyoruz. Bu işle ilgilenen birçok genç insanın ve organize bir yapının olduğunun farkındayız. Türkiye ile de bu konuda iyi bir diyalog içerisindeler. Neticede Türkiye’nin başında sözde Ermeni soykırımı belası var. Azerbaycan’da da Karabağ işgal edilmiş. İkisinde de Ermenistan baş rolü oynuyor. Çabamız Türkiye olarak da sözde soykırım ile ilgili her alanda donanımlı olmak yönündedir. Her alanda yeterli kitabımızın, birikimimizin olması gerekir. Özellikle sosyal medyayı etkin kullanmak son derece büyük önem arz ediyor, gençlerimizi çok iyi yetiştirmemiz lazım. Şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye’de on yıl öncesine nazaran çok ciddi mesafe kat edilmiş durumdadır. Bu konuda Türkiye’de çok ciddi yayınlar var. Azerbaycan’da ise bu konunun üzerine bizden daha evvel daha organize bir şekilde eğildiler. Ermenistan Karabağ hadisesinden beslenen ve bütün yapısını onun üzerine kurmuş durumdadır, buradan Azerbaycan’ı sıkıştırmak istiyor ve topraklardan çekilmemek konusunda ısrarcı davranıyor. Azerbaycan ise sulh yoluyla bu sürece devam etmek istiyor.

 

Bildiğiniz gibi, Ermenistan enerjisi ve güvenliği başta olmak üzere her şeyini Rusya’ya kiralamış, adeta ikinci bir Rusya gibi orada duran bir devlettir. Azerbaycan bunlara rağmen kendi kabuğundan çıkmış, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği üzere “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle siyasetini yönlendirmiştir. Sayın Haydar Aliyev de aynı şeyleri söylüyordu, “Biz bu işi sulh ile halletmek durumundayız” diyordu. Neticede onun çabalarıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde dört adet karar alındı. O kararların özeti; Ermenistan’ın işgalci devlet olduğu ve Karabağ’dan çekilmesi gerektiğiydi. Buna benzer kararlar birçok uluslararası kurumda alındı ama maalesef bu kararların gerekleri yerine getirilmedi ve çifte standart uygulandı. Minsk Grubu, 26 senedir görevini yerine getirmedi. İlerleyen süreçlerde bu konuda bazı gelişmeler yaşanabilir çünkü bu konunun çözülmesi lazım.

 

“Ermenistan, Komşularıyla Barış İçerisinde Olmadığı Müddetçe Rahat Yaşayamaz”

 

Bugün daha bu sabah haberlerde okudum; yine Ermenistan, kaynıyor. Ermenistan’ın yeni başbakanı Paşinyan yine halkı erken seçim isteğiyle ayaklanmaya davet etmiş çünkü parlamentonun kendi belirlediği bir şekle girmesini istiyor. Ermenistan, komşularıyla barış içerisinde olmadığı müddetçe rahat yaşayamaz. Azerbaycan doğru yolda. Türkiye olarak ne yapmak lazım? Azerbaycan’ın iç işlerine karışmak hakkımız yoktur ama Azerbaycan’ın ilerlemesi için, Azerbaycan bayrağının sonsuza kadar dalgalanması için bize düşen görev Azerbaycan’ın yanında olmaktır. Ticaretten sanata, kültürden siyasete birçok alan çok çeşitli şeyle yapılıyor. Bu diyalogları sağlıklı elden götürmek gerekir.

 

“Azerbaycan Kültürünü Türkiye’de Hep Yaşattık”

 

Biz yıllarca, o kültürden olduğumuz için Azerbaycan kültürüne sahip çıktık ve o kültür Türkiye’de hep yaşadı. Evlerimizde yemeklerimiz, folklorumuz, geleneklerimiz, konuşma tarzımızı bugüne kadar biz hep yaşattık ve Azerbaycan’da da bu varlıklar hep korundu. Komünizmin etkisinde Azerbaycan da dik durdu ve bugünlere kadar geldik. Bundan sonra artık yeni nesillere bunların yanında daha farklı şeyler de devretmek gerekir. İş imkanlarını geliştirmek ve onların önünü açmak lazım. Bu dönemde hem Türkiye hem de Azerbaycan tarafından çok önemsenen Türkiye – Azerbaycan Dostluk Gurubu Başkanı olarak bizlere düşen; daha aktif çalışmaktır. Bu çalışmaları inşallah ilerleyen günlerde daha detaylı bir söyleşimizde size daha kapsamlı olarak aktarırız. 90’lı yıllardan bu yana Türkiye’ye gelen Azerbaycanlı vatandaşlar arasında kimlikleri olmayan birçok kişi var. Azerbaycan’ın Diasporadan Sorumlu Devlet Komitesi ve Azerbaycan Büyükelçiliği yetkilileri ile hükümetimiz arasındaki birtakım görüşmelerden sonra bunlara Azerbaycan hükümetinin bu insanlara kimlik vermesi ve Türk hükümetinin de oturum izni vermesi doğrultusunda bir gelişme oldu. Bu ay içerisinde diaspora komitesi temsilcileri burada bazı görüşmeler yaptılar. Bize düşen bu kardeşlerimizin mağduriyetini giderek her türlü çabanın yanında el birliğiyle olmaktır. Birçok çocuk kayıt altında olmadan okuma çağına gelmiş bir durumda ama çözülmeye başlandı ve önümüzdeki günlerde inşallah tam olarak da çözülecektir. Türkiye – Azerbaycan ilişkilerinde her alanda hareket oldukça bazı noktalar da pürüzler de çıkabiliyor ama bunları da çözmemiz gerekir. Bizim en büyük görevimiz; sorunları ötelemeden zamanında hemen çözmek olmalı. Bazı sorunları zamanında çözmediğinizde bir alamı kalmıyor ve daha büyük sorunlara sebep oluyor. Ben ümit ediyorum ki, önümüzdeki dönemler ülkemizdeki ekonomik sıkıntıyı da aşacağız ve komşularımızla olan ilişkilerimiz de rayına oturacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın son yapmış olduğu ABD ve Almanya ziyaretleri çok önemlidir. Irak’taki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Suriye’deki çözüm ile ilgili Astana Süreci’ni önemsiyoruz, bu çerçevede Rusya ve İran ile diyaloglarımız devam ediyor. Türkiye, kaderimiz olan bu coğrafyada elinden gelen doğru şeyleri yapmak durumundadır. İnşallah Azerbaycan ile ilişkilerimiz çok daha sağlıklı ve problemsiz olarak devam edecek.

 

Sayın Ayrım, siz Azerbaycan kökenli bir milletvekili, aynı zamanda Türkiye Azerbaycan Arası Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve tecrübeli bir siyasetçi olarak iki ülkede yaşayan insanlara dergimiz vasıtasıyla neler söylemek istersiniz? Türkiye ve Azerbaycan kamuoylarına mesajınızı da sizlerden alabilir miyiz?

 

“Bizim İçin Önemli Olan Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın Bayraklarının Sonsuza Kadar Dalgalanmasıdır”

 

Şamil Ayrım: Teşekkürler. Öncelikle, şunu ifade etmek isterim; kökleri Azerbaycan’a dayanan bir parlamenterim, sadece benim değil eşimin, bütün yakınlarımın da kökleri Azerbaycan’a dayanıyor. Biz her şeyden evvel Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefli, onurlu bir vatandaşıyız. Allah, bize üçüncü dönem bu ülkenin milletvekili olma fırsatını verdi. Bu dönemde yine partim bana Azerbaycan ile parlamentolar arası dostluk grubu başkanlığı görevini tevcih etti. Bu, bizim için önemli bir görevdir. Gençliğimizde de aile olarak da bizim büyüklerimiz de Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele eden bir aileydik. Iğdırımızın, Karsımızın ve bölgemizde Azerbaycan’a gönül veren herkesin mücadelesi gibi bizim de ailemiz Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi için Türkiye’de gerekli çalışmaların içerisinde oldu. Allah’a şükür bugün Azerbaycan ikinci defa bayrağını dalgalandırmayı başaran bağımsız bir devlet. Bizim için önemli olan Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın bayraklarının sonsuza kadar dalgalanmasıdır. Birinci hedefimiz budur. Bunun için de az önce de geniş şekilde ifade ettiğim üzere Azerbaycan’ın iç işleri bizi fazla ilgilendirmiyor. Bizim için önemli arz eden konu bağımsızlığı ve Azerbaycan’a ne katkı yapabileceğimiz ne önerebileceğimiz, farklı olarak neler yapabileceğimizdir. Uluslararası arenada Azerbaycan’ın yanında nasıl olabiliriz veya Azerbaycan’da ticaretin ve başka alanların geliştirilmesi adına ne tavsiyelerimiz olabilir, Azerbaycan’dan gelen önerilerden nasıl kazanımlar sağlarız gibi yapıcı konuların içerisinde olmak istiyoruz. Azerbaycan’ı gerçekten çok seviyoruz. En büyük hedeflerimizden bir tanesi Türkiye’deki Azerbaycan için yüreği çarpanların kurdukları derneklerden oluşan bu dağınık yapıyı hep birlikte toplamak. Tıpkı bağımsızlık mücadelesi dönemindeki gibi beraber tek bir ses olarak hareket edersek, Azerbaycan’ın sesi de daha güçlü çıkacaktır. Bu fırsatı verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyorum. İnşallah yeni yayın döneminiz ülkemize ve Azerbaycan’a hayırlar getirir.